Üçüncü kere ve yine görev için Amasya'daydım. Teknik ve bilimsel detaylara girmeden, blog için ayırdığım enfes fotoğraflarımı paylaşmak için geldim ve hemen gideceğim. Ne zamandır seyahat kategorisine yeterli ilgiyi gösterememiş olmam evde oturduğumdan değil tembelliğimdendir, belirtmek istedim.
Bir görevi keyifli kılan iki temel şey vardır; görev arkadaşı ve yöre halkı. Eğer mekan da güzelse tadından yenmez olur. Bu görev öyle grevlerden biriydi.
Topu topu bir sokak üzerinde çalıştık ve sokak boyunca kiraz, "yağlama", "akıtma", çay, çekirdek, gölgelik, sandalye vb bilumum ikramlar ile eyleşirken, akşamları Amasya çöreği ve Roma dondurması eşliğinde ve tarihi bir manzara içinde nehir sefası yaptık. Görüldüğü gibi bu görevin yeme-içme kısmı ağır basmış :) bir mısır yiyemedik, o da alacağımız olsun.
Bir görevi keyifli kılan iki temel şey vardır; görev arkadaşı ve yöre halkı. Eğer mekan da güzelse tadından yenmez olur. Bu görev öyle grevlerden biriydi.
Topu topu bir sokak üzerinde çalıştık ve sokak boyunca kiraz, "yağlama", "akıtma", çay, çekirdek, gölgelik, sandalye vb bilumum ikramlar ile eyleşirken, akşamları Amasya çöreği ve Roma dondurması eşliğinde ve tarihi bir manzara içinde nehir sefası yaptık. Görüldüğü gibi bu görevin yeme-içme kısmı ağır basmış :) bir mısır yiyemedik, o da alacağımız olsun.
Hemen hemen her bahçenin bir iç avlusu vardı ve bu avlularda sokağa taşan ağaç dalları vardı, böylece hangi bahçede kiraz olduğunu görebiliyor ve proje inceleme bahanesiyle girip kirazları götürebiliyorduk :) O dallardan biri.. Utanmadan ağaca dokunurken elimi çektiğim bir fotoğrafım da var ama o benim için, o kadar görgüsüzlüğe gerek yok :)
Arazideki ilk günümüzde Elif'le karşılaştık ve diğer günlerimiz de onu aramakla geçti. Bu tatlı şeyin yanakları da çok tatlı.. Tüm bu fotoğraflar hayattaki küçük tadlara aitken, "derin manalar" içeren kültür-sanat fotoğraflarını şurada bulabilirsiniz...