"Gözümden yaş geldi, içimden ağlamak
Yüzümden düşen bin parça, konuşmak lazım konuşmak
Gözlerim dolmuş boşalmış bi kere, sütten kesilmiş bebek gibiyim...
Soruyo musun bakalım nasılsın diye
Ne biliyosun, belki iyi değilim bu gece.."
İnsan yılın bu gününü kendine adıyor, adamak istiyor.. her şey onun için kurgulanmış, insanlar onun için yaşıyor ve onun varlığına duacı sanıyor.. esen rüzgar onun için esiyor, güneş onun için ısıtıyor dünyayı, insanlar onun için yürüyor, onun için gülüyor zannediyor..
Anlamlar arasında kendiyle dalga geçiyor.. Yılların peşpeşeliğindeki ahengi sorguluyor..
Bi yandan bu özel’liği hissetmeye çalışıyor iliklerinde, bir yandan kursağındaki duygu yoğunluğunu zapt etmeye çalışıyor.. Gün sonunda tutamıyor, iki durak erken iniyor.. Ağlıyor..
Kursağımdaki acı önceki yıllardan farklı..
Annemin beni doğurduğu yaştayım, ve biliyorum ki bu yılın özel’liği de önceki yıllardan farklı..
Bu yıl bana ait ilk çiçeğimi edindim bi de.. bir menekşe, mor hem de.. Adını “benek” koydum; ben'le dolsun her hücresi, “ben” açsın benek benek, ben’le büyüsün diye..
"Hayat güzelmiş.. miş..
Çiçek açarmış.. mış..
Dünya dönermiş.. miş..
Kuşlar uçarmış.. mış..
Falan filan.."