25 Mart 2007 Pazar

Birlikte gülmek.. hepsinden öte..


Ne söylenebilir ki.. onca günün ardından yaşanan bu şeyin rüya olmadığı çıplak ayak soğuk ve tuzlu suya daldığın anda, o seni seyrederken işliyor beynine.. gerçekti o.. yaşadığın, hissettiğin şey gerçekti..

Sonsuz ve puslu ufuklara baktık beraber, ve yan yana idik bunu yaparken.. bu manzaranın harikalığı karşısında daha ne söylenebilir ki.. aynı şeyi aynı anda seyreylemekten başka hayattan ne beklenebilirdi ki..

Ve tabii bir de karşı karşıya geldiğimiz o çilek reçeli tadındaki sabahlar.. harikaydı...



09 Mart 2007 Cuma

Çünkü ayrılık da sevdaya dahil..

Demek olabiliyormuş.. Demek benim gibi tez canlı, sabırsız, aceleci birini hayat yola getirebiliyormuş..

Ömrümün sivri tepeleri törpülenirken, gittikçe toparlaklaşan karakterim sayesinde geçen günler ve gelecek nesiller arasındaki köprü konumumu erken fark ettim neyse ki.. Bu farkındalığın bana kazandırdığı şey mi:
sabır..

Hep gündemdeydi, ki hatta daha ilişkinin başında ayrılık sebebi olabilecek ciddiyette bi konuydu.. O gün karşımdakini ikna etmek için kullandığım ayakları yere basan cümleler bir yıl sonra karşımda kapı gibi durmaktaydı.. dikildim ben de karşısında, göreceksin dedim..
kendi kurduğum cümlelerin, ettiğim büyük lafların ağırlığı altında ezilmeyecektim.. çünkü seviyordum..

Ne zormuş meğer.. Kimseye değil ama kendine karşı sorumlu olmak.. Sana inanan birini yarı yolda bırakmamak.. Sandığından zor olan bir yolda ummadık sorunlarla savaşmak..

Ama bitti.. Hayatımda ben istemeden katlanmak zorunda olduğum o sorumluluk mu, zorunluluk mu adı her ne zıkkımsa o süreçlerden biri daha bitti.. ve ben benden bağımsız gelişen bu süreç boyunca kendime hayran olurcasına, kendi sınırlarımı zorlarcasına, bilmediğim yönlerimi keşfedercesine o süreci kendime, sevdiğime ve takip edenlere karşı öğretici hale getirdim.. evet, getirdim..

Geriye baktığımda, hayatta sonuna kadar direnerek başardığım ender şeylerden birinin hazzını yaşamayı hak ettiğimi görüyorum.. ve evet, hakettim..

Tebrik ederim..

07 Mart 2007 Çarşamba

gördün mü 25 oldum..

"Gözümden yaş geldi, içimden ağlamak
Yüzümden düşen bin parça, konuşmak lazım konuşmak
Gözlerim dolmuş boşalmış bi kere, sütten kesilmiş bebek gibiyim...

Soruyo musun bakalım nasılsın diye
Ne biliyosun, belki iyi değilim bu gece.."


İnsan yılın bu gününü kendine adıyor, adamak istiyor.. her şey onun için kurgulanmış, insanlar onun için yaşıyor ve onun varlığına duacı sanıyor.. esen rüzgar onun için esiyor, güneş onun için ısıtıyor dünyayı, insanlar onun için yürüyor, onun için gülüyor zannediyor..

Anlamlar arasında kendiyle dalga geçiyor.. Yılların peşpeşeliğindeki ahengi sorguluyor..

Bi yandan bu özel’liği hissetmeye çalışıyor iliklerinde, bir yandan kursağındaki duygu yoğunluğunu zapt etmeye çalışıyor.. Gün sonunda tutamıyor, iki durak erken iniyor.. Ağlıyor..

Kursağımdaki acı önceki yıllardan farklı..
Annemin beni doğurduğu yaştayım, ve biliyorum ki bu yılın özel’liği de önceki yıllardan farklı..

Bu yıl bana ait ilk çiçeğimi edindim bi de.. bir menekşe, mor hem de.. Adını “benek” koydum; ben'le dolsun her hücresi, “ben” açsın benek benek, ben’le büyüsün diye..

"Hayat güzelmiş.. miş..
Çiçek açarmış.. mış..
Dünya dönermiş.. miş..
Kuşlar uçarmış.. mış..
Falan filan.."

05 Mart 2007 Pazartesi

3..2..1..0


-çetele mi bu? çentik mi?
-adı değişse gayesi değişir mi?
-dijitali’ne başka isim vermek gerekir mi?
-tükenmezle tükettiklerim scanner’dan geçmeli mi?
-bunu gören birinin benim hakkımda ne düşündüğü benim için önemli mi?

-sayılı gün çabuk geçiyor muymuş, saydığım için daha beter oluyor muymuş, çizdiklerimle ömrümden de gidiyor muymuş, bu beni geriyor muymuş???....


Ben yaptım bunu.. ömrümün bir yılının üç renkten ibaret olduğunu sanma sakın okuyucu, envai çeşit duygu saklamakta bu görüntü..

Kısa keseceğim ben bu metni..
Yazmışım say rakamların gizlediklerini, ama iyisi mi sen bak ve anla bu gönül son 427 günde neler çekti..

Nazım kılıklı nesir müsvettesi..