12 Kasım 2007 Pazartesi

Buzlar Çözülmeden - Inishmaan'ın Sakatı

Eveeett.. Geldik yine bir oyun sonrası tanıtımına.. Hayatını oyun eleştirilerine adamış tiyatro gönüllüsü kılığındaki ben geçen hafta içinde iki oyun izledim. Biri itin öldüğü Altındağ Tiyatrosu'nda sahnelenen Buzlar Çözülmeden, diğeri Afife Jale ödüllerinden en iyi prodüksiyon, en iyi yardımcı kadın, en iyi yardımcı erkek ve en iyi sahne tasarımı ödüllerini alan Inishmaan'ın Sakatı.

İki tanıtımı aynı yazıda yapmak istemekteyim, zira utanarak değil gayet alnım açık söylüyorum Inishmaan'ın Sakatı'nın yarısını izlemedim.

Buzlar Çözülmeden'i ilk duyduğumda üniversite ikinci sınıftaydım. Gökçeada planlama çalışması sırasında ada için hazırladığım ütopyamı duyan hocalarım senaryosu itibariyle yakın bulmuş olacaklardı ki bana "Buzlar Çözülmeden gibi mi yani" demişlerdi. O zamanlar oyun mu, kitap mı, film mi ayırdına varamamıştım, ama bugün hem kitap hem oyun hem de film olduğunu google söylüyor bana. Eser, Cevat Fehmi Başkut'un.

İkinci duyuşum, annemin, dedem ve dayımın Şehir Tiyatrosu maceraları döneminde bu oyunu sahnelediklerini söylemesiyle oldu. Devlet Tiyatrosu'nun Kasım ayı gösterimlerinde oyunu gördüğmde ise Altındağ Tiyatrosu'na otobüslerle gitmeyi göze alabildim ve gittim, sevgilimi de kapıp tabii.

Gelelim oyuna.. Meğer biliyormuşum ben bu senaryoyu. Hatırlarsanız Kemal Sunal'ın bir filmi vardı, akıl hastanesinden kaçarak bir kasabanın yönetimini ele geçiren, ve eskisinden daha adil, daha dürüst, daha şeffaf bir yönetim getiren bir kaç delinin hikayesi. Deli olup da nolmuşlar, en akıllı geçinenlerden daha iyi yönetici oldukları kesin.

Evet.. kar yolları kapatmıştır, sert bir kış geçmektedir ve kasabanın hiçbir yerle bağlantısı yoktur. Ağalar, eşkiyalar, çıkarcı esnaf hep bir olmuş fukara halkı daha da fakirleştirirken bir kaymakam buzlar çözülene kadar tüm kasabayı adam edeceğine and içer. İnanılmayacak derecede, hatta seyirciyi "noluyo bee" dedirtecek kadar öfkelidir. Başlarda düzeni alt üst olan halk tepki duysa da ona, zamanla haklarının korunduğunu ve geri verildiğini görüklerinde sevmeye başlar kaymakamı. Ağaların ve beylerin tepkisini çeken kaymakam ise artık hedeftir, ve bu öfke kaymakamın deli olmadığını fark ederek iş verdiği, canını kaymakamı için verecek olan Mehmet Çavuş'un ölümüne yol açar.

"Yöneticinin akıllısı değil, hakçısı makbuldur." deyip bu konuyu kapatalım.

-----

Gelelim Inishmaan'ın Sakatı'na.. Oyun İrlanda'da sakat bir çocuğun İrlanda'ya film çekmeye gelen Hollywood yapımcılarına kendini göstermeye çalışması ama verem olması ve az bir ömrünün kalmış olması nedeniyle bunun ailesinden uzaklaşma çabası olduğunun ortaya çıkması ile başladı, nasıl devam etti bilmiyorum. Oyuncular diksiyonları, ses tonları ve sahne hakimiyetleri ile çok iyiydi gerçekten ama ben oyunun gayesini anlayamadığımdan, biraz da öksürüğümle mücadele etmekte olduğumdan bu uzun oyunu yarısında terk ettim.

İzleyen biri ikinci yarıyı özetlerse sevinirim :)

3 şey söylenmiş:

umit dedi ki...

aylar önce izlemiştim. tam hatırlamıyorum aslında ama sakat billy kasabaya geri dönüyordu. şu hep onu döven kızla arası düzeliyodu vs..vs.. oyunun sonundaki selamlama süperdi. güzel bir oyundu bence ;)

fleneur dedi ki...

kön kön öksürüyo olmasam belki daha ilgi çekici bir oyun olabilirdi ümit, ama insan öyle bi ruh ve beden hali içinde daha başka şeyler bekliyo. Bir de tanıtımda komedi dediği için hayal kırıklığı yaşamış bulunduk çünkü soğuk irlandalıların esprilerini pek anlayamadık :)

Goddess Artemis dedi ki...

Cevat Fehmi Başkurt'un eserinden yapılmış, izlediğim en güzel Buzlar Çözülmeden uyarlaması, 1965 yapımı Nejat Saydam'ın yönettiği filmdir. Başroldeki Fikret Hakan'ın yorumu, insanı güldürürken ağlatır, inanılmazdır. Mutlaka bir şekilde bulun ve izleyin, ısrarla tavsiye ederim.


N.B. Sevgili Fleneur, Tanrıça Kültü'ne Dönüş yazıma yaptığın yoruma yanıt verdim. Senden gelişmeleri bekliyorum.